Erken Doğum Telaşı

Merhabalar herkese,

16 aylık bir kız bebek annesiyim ve bugün sizlere nasıl erken doğum sürecine girdiğimi anlatmak istiyorum. 32 yaşında artık ben de anne olayım çok da geç kalmayayım kafası ile hamile kaldım. İnsan otuzu geçince “ya olmazsa?” sorusu kafayı tırmalamaya başlıyor. Hele bir de öncesinde benim gibi bir düşük tecrübesi yaşadıysanız.
Neyse efendim öyle pat diye hamile kalınca, hemen öyle hamileymiş gibi hissedemiyorsun. Mide bulantısı yok, iştahım da açılmadı, eee henüz görünürde de bir şey yok zaten.

Benim hamilelik sürecimin en kötü tarafı, eşimin birkaç ay önce şehir dışında çalışmaya başlamasıydı. İşi çok disiplinli, stresli ve dikkat gerektiren bir işti. Dolayısı ile ben nazmış niyazmış hiç yapamadım. Daha çok kuşlar, böcekler, çiçekler modunda dolaşıyormuş gibi tiyatro çevirdim resmen. Tabii ki dünyanın en saçma dizilerinde salya sümük ağlayıp peçeteleri yerlere atıyordum o sırada aslında. Neyse ki her hafta sonu kavuşuyorduk.

Henüz hamile kalmadan doğumun Amerika’da gerçekleşmesine karar vermiştik. Gerekli bütün bağlantıları da kurmuştuk, biliyorum bu konuyu da merak edenler var, ama o başlı başına bir yazı konusu. Neyse efendim ben koca hasretinden kendimi işlere gömdüm. Bir de o sıralar bir hırs, “Kilo almamalıyım, az kilo almalıyım” diye acayip kasıyorum. Sanki mankenim anasını satayım. Şirkette asla asansöre binmiyorum, arı gibi bir aşağı bir yukarı. Kilo aldın diyenlere falan küsüyorum, bir triplerdeyim saçma sapan. Bizimki aile şirketi, gidip babama şikayet ediyordum benle alay ediyorlar diye çocuk gibi. Hatta bir kere ağladım bile itiraf ediyorum. Peki sonuç değişti mi? Hamileliğimin sonuna doğru göbeğim o kadar sivriydi ki, göbeğimi gören kesin erkek kesin diye benle inatlaşıyordu. Ben yok teyzecim kızmış diye laf anlatmaya çalışıyordum resmen.

Nerde kalmıştım; ben öyle işlere kaptırdım ki kendimi. Planlar şöyle; tüm işi gücü bitirip Temmuz başı Amerika’ya gidiyoruz. Bayrama denk geldiği için önce biz eşimle gideceğiz, gezip tozacağız sonra annem gelecek. Annemin biletini falan aldık yani.
Denetim var  aşırı stresteyim ama sonrasında baya rahatlayacağım. Denetimden 1 gün önce ufak bir kanamam oldu. Denetime gelen kadınlardan birinin de 4 aylık bebeği varmış, laf lafı açtı o gün, siz doktora görünün kesin falan dediler bana. Ertesi gün denetime devam edeceğiz, o gün evlere dağıldık.

Eve geldim, resmen yorgunluktan bayılmışım. 1-2 saat uyuyup, kadın doğum uzmanı bir arkadaşımı aradım. Kendimi rahatlatmaya çalışıyorum, “Bir şey yoktur değil mi?” falan deyip. O kadar yorgunum ki yok dese yatıp uyuyacağım. Ama karnım da acayip kasılmış durumda sabahtan beri. “Gel bir bakalım” dedi. Kalktım gittim gece saat 12’de. Muayenede aşırı kanamam oldu ve resmen doktorların da o an tırstıklarını hissettim. Neyse bana yatış verdiler bu arada Haziran’ın 22’sindeyiz ve ben gebeliğimin 29’uncu haftasını bitirmişim. Beni nst’ye bağladılar. Arkadaşımdan torpilliyim diye aşırı hassas davrandıklarını falan düşünüyorum, bir şey çıkmaz yarın da denetim var bittim ben falan diyorum içimden. Neyse biraz zaman geçti nst’de sancı çıkmaya başladı. Ben yusuf yusuf modunda hemen annemleri aradım. Gelin ben doğuruyorum demedim tabii. Bana progesteron hormonlu hap verdiler ve iğne yaptılar. Eğer sancıları durdurmazlarsa, iğne yapıp bebeğin akciğerlerini geliştirmeye çalışacaklarmış. Böyle konular dönüyor ama ben acayip sakinim nedense. O sıralar vitaminlerim falan eksik anlayamıyorum herhalde, çünkü başka açıklaması yok. Bebek daha 1 kg 200 gramcık! Ben hala sakin sakin yatıyorum. Doktorlar böyle pozitif olman çok iyi falan diyorlar, “beyin yandı canım, kafa pek almıyor şu ara” diyemiyorum.

Hafta sonu eşim geldi adamın hiçbir şeyden haberi yok şok oldu. Beni 26 Haziran’da hastaneden çıkardılar ve sürekli yat, sadece tuvalete kalkabilirsin dediler. Biz de planlara göre haftaya Amerika’ya gidiyoruz. Hee hee gidiyoruz. Planlar iptal.
Ne demiş Gabriel García Márquez dayı; “İnsanlar plan yapar ve Tanrı onlara güler.”

Böylece ben “Ameriga’dan alacam kızımın her şeyleriniii!” diye gezinirken hamileliğimin 30. Haftasında bir çorap bile alamamış ve yataktan çıkamaz bir durumda buldum kendimi. Neyse ki canım kızım erken gelemedi, sürprizini bozduk.
O dönemde ya erken doğarsa, ya şu organı gelişmemişse, ya şöyle olursa falan diye gerçekten hiç düşünmemeye çalıştım. Korkmadım mı? Ödüm patladı. Ama eşimde yanımda olamadığı için o an o kafalara girersem toparlayamayacağımı hissedip kendi kendime bir koruma kalkanı oluşturdum galiba. Bilemiyorum.

Bu yazıdan bir ders çıkarmak gerekirse; hemileysek hamileliğimizi bilelim. Stresmiş, aşırı yorgunlukmuş uzak duralım, sincap gibi merdivenleri on kere in-çık yapmayalım, abur cubur yemeyelim ama “kilo alacağım ben, kilo alacağım!” diye de aşırı takıntı yapmayalım. Neden mi? Çünkü o kilo alınıyor zaten. Düşürme yüzünü hemen, veriliyor da merak etme.
Şimdilik hoşça kalın bir sonraki yazıda görüşürüz. Bakalım Amerika’ya gidebildik mi?

Anne Mehtap YÜCEL ESEROĞLU


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

282
282 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

Komik Komik
0
Komik
Sevdim Sevdim
2
Sevdim
Garip Garip
0
Garip

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir format seçin
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı